DİKKAT: Bu kararda ONANAN hüküm bir REDDİR; sonuç hasta aleyhinedir. Karar, estetik ameliyatların hukuki niteliğini ortaya koyduğu için önemlidir: uyuşmazlık "ESER SÖZLEŞMESİ NİTELİĞİNDEKİ ESTETİK AMELİYATTAN" kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi gerekçesinde, yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesinin hem SADAKAT hem ÖZEN borcunu kapsadığı, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın eserin ayıpsız ortaya çıkması gerektiği, diğer bir deyişle ESER SÖZLEŞMESİNİN NİTELİĞİ GEREĞİ YÜKLENİCİNİN SONUCU GARANTİ ETTİĞİ; komplikasyonlarda ise AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE KOMPLİKASYON YÖNETİMİNİN DOĞRU YAPILMASININ da yüklenicinin sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık somut olayda iki plastik cerrahi uzmanı ile bir adli tıp uzmanından oluşan bilirkişi heyeti ve üniversite raporu, göğüs ameliyatında hekime atfedilebilecek kusur bulunmadığını, oluşan çukurlukların hastanın deri yapısının gevşekliği ve deri altı yağ dokusunun azlığından kaynaklandığını, bunun önceden öngörülmesinin mümkün olmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle davanın reddi yerinde görülerek karar oy birliğiyle ONANMIŞTIR. Karar, "estetikte sonuç garantidir, dava otomatik kazanılır" yaklaşımının doğru olmadığını göstermektedir.
6. Hukuk Dairesi 2025/3014 E. , 2026/2257 K.
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1667 E., 2025/664 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/263 E., 2023/463 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin göğüslerinin erimiş olması nedeniyle muayene olduğu davalı Dr. ...'ün, müvekkilinin bütün muayenelerini yaptıktan sonra müvekkilinin göğüslerine hem silikon takılması gerektiğini hem de dikleştirme işleminin yapılması gerektiğini söylediğini, davacının da davalının teklifini kabul ederek hastanenin istediği 7.500,00 TL ödemeyi yaparak 26.12.2017 tarihinde göğüs ameliyatını olduğunu, daha sonra davacı müvekkilinin hastaneye düzenli olarak kontrollere gittiğini, ameliyattan yaklaşık 6-7 ay sonra davacı müvekkilinin göğsünün üst bölgesinde derin bir çukur oluştuğunu, doktorun davacıya "senin göğüs dikleştirmeni yapmamız lazım" dediğini, müvekkilinin yeniden göğsündeki çukurlukların tedavisi için ikinci kez 22.12.2018 tarihinde ... Hastanesinde ameliyat olduğunu, müvekkilinden yeniden "yatak parası ve ameliyathane kullanma ücreti" adı altında 1.900,00 TL bir ödeme daha alındığını, ameliyat gününden bugüne değin, müvekkilinin göğüslerindeki çukurların giderek derinleştiğini, ağrılı ve sancılı, tedavi süreci uzun süren iki ayrı ameliyat geçirdiğini, buna rağmen ikinci ameliyatının da sonuçsuz kalması ve artık derisinin de incelmiş olması nedeniyle müvekkilinin yeniden ameliyat olma ihtimalinin de kalmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL maddi, müvekkilinin uğradığı keder, elem ve manevi zararların tazmini için 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; yapılan operasyonda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, yapılan tedavi ve müdahalenin doğru olduğunu, operasyon öncesi aydınlatıcı tüm bilgilerin verildiğini, onam alındığını, davacının ilk ameliyat öncesi 60 kg olduğunu ve başvuru öncesi hızlı bir şekilde 20 kg verdiğini, deformelerin kilo kaybından kaynaklandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, yapılan operasyonda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, yapılan tedavi ve müdahalenin doğru olduğunu, operasyon öncesi aydınlatıcı tüm bilgilerin verildiğini, onam alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yüklenilen işin ve sonucun mahiyeti gereği eserin istenilen standartlarda ayıpsız olup olmadığı hususunda doktora atfedilebilecek bir kusur veya ihmal bulunmadığı, ameliyat sonrası elde edilen sonucun eser sözleşmesi kapsamında olduğu açıklamaları gözetildiğinde, davalı doktorun meydana gelen neticede bir kusurunun bulunmadığı gibi davacının ileriye yönelik maddi harcamalarını talep etmesinin de hukuken mümkün görülmediği, davacının maddi ve manevi tazminat talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemine yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Somut olayda, iki Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı ile bir Adli Tıp uzmanından oluşan bilirkişi heyeti raporunda, ameliyat ile elde edilen sonucun tatminkar ve kabul edilebilir bir sonuç olduğu, bu nedenle doktora atfedilebilecek bir kusur veya ihmal bulunmadığı, ameliyat sonrası elde edilen sonucun eser sözleşmesi kapsamında olduğu, ancak zamanla kişinin deri yapısının gevşek olması, deri altı yağ dokusunun hiç denilecek kadar az olması nedeni ile bu durumun ortaya çıktığı, deri yapısının bu kadar çabuk gevşeyebileceğinin önceden öngörülmesinin de mümkün olmadığı, hastanın istediği sonucun elde edilmesi için yıllar içinde tekrarlayan ameliyat olması gerektiği, bunun tamamen hastanın isteğine ve cilt kalitesine bağlı olduğu, bu nedenle ameliyat masrafları ve tedavi giderlerinin hasta tarafından karşılanması gerektiği şeklinde görüş belirtilmiş, dosya kapsamında Bursa ... Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim dalından alınan 15.02.2022 tarihli raporda da mevcut bilimsel veriler ışığında uygulanan tedavi ve ameliyatta atfedilecek bir kusur bulunmadığı açıklanmış olup, mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Hekimin, estetik ameliyatında hastanın istediği sonucu garanti etmek zorunda olduğunu, davalı kurum ve davalı hekim tarafından davacının göğüslerinde oluşan çukurların "davacının dikleştirme operasyonunun sonradan yapılmasına" bağlanmış olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında ise davacının derisinin ince olması nedeniyle davalının zaten istediği sonucu alamayacağının açıkça belirtildiğini,
b.Bilirkişlerce de tespit edildiği üzere, davacının ömür boyu yağ grefti uygulamaları yapmak zorunda olduğunu, bu nedenle de, hekim tarafından yapılan ameliyat sonucunda müvekkilinin uğramış olduğu bedensel zararın, ömür boyu süreceği hususunun da birlikte değerlendirilerek davacının ek tedavi masraflarının maddi tazminat kapsamında hesaplanması gerektiğini,
c.Mahkemenin, davalı hekim ve davalı kurumun tıbbı gerekliliği olan cihazlar ve aletler ile davacının estetik operasyonlarının yapıldığı gerekçesi ile davalılara kusur yüklenemeyeceğinden bahisle davayı reddetmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki estetik ameliyatdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminat istemi yönünden;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre mahkemece reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 20.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 2025 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığından karar kesindir.
2.Maddi tazminat istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar,tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin manevi tazminat yönünden temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
2.Davacı vekilinin maddi tazminat istemine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karar metni, T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat Bilgi Sistemi'nin kamuya açık içtihat servisinden alınmıştır. Taraf ad ve soyadları kaynakta anonimleştirilmiştir. Metnin tamamını ve resmî hâlini aşağıdaki bağlantıdan doğrulayabilirsiniz.
Kararı Resmî Kaynakta GörüntüleBu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası