ORTAK TAŞINMAZDAKİ BİNAYI KİMİN YAPTIĞI (MUHDESATIN AİDİYETİ) SIK BİR ÇEKİŞMEDİR. Olayda kardeş olan iki paydaştan biri, üç katlı yapının ilk iki katını kendisinin yaptırdığını ileri sürerek giriş kat dairesinin KENDİSİNE AİT OLDUĞUNUN TESPİTİNİ istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN reddetmiştir; gerekçe şudur: taşınmaz hakkında DERDEST BİR ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI BULUNMADIĞI gibi KENTSEL DÖNÜŞÜM uygulaması ya da KAMULAŞTIRMA işlemi de yapılmadığından, davacının tespit davası açmakta GÜNCEL HUKUKİ YARARI YOKTUR. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararı oy birliğiyle ONAMIŞTIR. Pratik sonuç: "evi ben yaptım, masrafı ben ödedim" iddianız varsa bunu BAĞIMSIZ bir tespit davasıyla değil, ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra O DAVA İÇİNDE (veya derdest dava varken) ileri sürmelisiniz; aksi hâlde dava usulden reddedilir.
7. Hukuk Dairesi 2025/4905 E. , 2026/3167 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/585 E., 2025/1039 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/359 E., 2025/4 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 169 parsel sayılı taşınmazda 1/60 oranında paydaş olduğunu, davalının müvekkilinin kardeşi olduğunu, dava konusu yerde üç katlı yapı bulunduğunu, yaklaşık 25 yıl önce yapıdaki ilk iki katın davacı tarafından yapıldığını, üçüncü katın ise davalı tarafından yapıldığını, davacının muvafakati ile davalının birinci katı kiraya vererek uzun yıllardır kirasını aldığını, sonrasında müvekkilinin davalının bu katı kullanmasına karşı çıkması üzerine taraflar arasında tehdit, hakaret ve haksız fiile varan anlaşmazlıklar çıktığını, işbu davanın açılması gereğinin doğduğunu iddia ederek dava konusu taşınmazda yer alan yapının giriş kat dairesinin davacı tarafından yaptırıldığının ve davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tüm paydaşlarının davaya dahil edilmesi gerektiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davada hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu taşınmazda tarafların hisselerinin kök muristen intikal ettiğini, yapının giriş katı ile üçüncü katının müvekkili tarafından yaptırıldığını, tesisat aboneliklerinin davalı adına olduğunu, emlak vergisinin müvekkili tarafından ödendiğini, davacının iddialarını gerçeğe aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gibi kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işleminin de yapıldığı ileri sürülmediğinden, davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla eksik inceleme ile karar verildiğini, delillerin toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Karar metni, T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat Bilgi Sistemi'nin kamuya açık içtihat servisinden alınmıştır. Taraf ad ve soyadları kaynakta anonimleştirilmiştir. Metnin tamamını ve resmî hâlini aşağıdaki bağlantıdan doğrulayabilirsiniz.
Kararı Resmî Kaynakta GörüntüleBu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası