DİKKAT: SONUÇ ÖNALIM HAKKINI KULLANMAK İSTEYEN PAYDAŞIN ALEYHİNEDİR ve tam da bu yüzden sınır gösterici niteliktedir. Davacı paydaş, davalının diğer paydaşlardan pay satın aldığını, satış bedelinin ÖNALIM HAKKINI ÖNLEMEK AMACIYLA YÜKSEK GÖSTERİLDİĞİNİ ileri sürerek payın iptali ve kendi adına tescilini istemiştir. Davalı ise taşınmazda FİİLİ TAKSİM bulunduğunu, sınırların TAŞ DUVARLA belirlendiğini, dava konusu yerde ayrı kapı numaralı ev bulunduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi taşınmaz üzerinde FİİLİ TAKSİM BULUNDUĞU gerekçesiyle davayı REDDETMİŞ, bölge adliye mahkemesi fiili taksimin İSPATLANMIŞ olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi hükmü oy birliğiyle ONAMIŞTIR. Pratik sonuç: mirasçılardan biri payını üçüncü kişiye satarsa diğer paydaşların önalım hakkı vardır; ancak paydaşlar taşınmazı fiilen bölüşüp herkes kendi bölümünü kullanıyorsa (fiili taksim), önalım hakkı bu savunma karşısında sonuç doğurmayabilir.
7. Hukuk Dairesi 2026/3151 E. , 2026/3492 K.
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2026/479 E., 2026/625 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/201 E., 2025/440 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 105 39... parsel sayılı taşınmazda paydaş olup taşınmazın davalının diğer paydaşlardan pay satın aldığını, satış bedelinin müvekkilinin ön alım hakkını kullanmasını önlemek amacıyla yüksek gösterildiğini, müvekkilinin ön alım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı olan payın iptali ile müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, sınırların taş duvar ile belirlendiğini, dava konusu yerde ev bulunduğunu ve girişinin kapı numarasının ayrı olduğunu, bedelde muvazaa yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmaz üzerinde fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fiili taksim hususunun ispatlanmış olduğu, davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ön alım hakkının kullanılmasını önlemek amacıyla bedelin yüksek gösterildiğini, bilirkişi raporunda fiili taksim olduğunun belirtildiğini, önceden görülen ortaklığın giderilmesi davasında aynen taksime karar verildiğini ancak Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2015/936 Esas sayılı ilâmı ile bozulduğunu, yani dava konusu yerde fiili taksim olmadığının Yargıtay ilâmı ile tespit edildiğini, bozma sonrası ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğini, dolayısıyla dava konusu yerde fiili taksim bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Karar metni, T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat Bilgi Sistemi'nin kamuya açık içtihat servisinden alınmıştır. Taraf ad ve soyadları kaynakta anonimleştirilmiştir. Metnin tamamını ve resmî hâlini aşağıdaki bağlantıdan doğrulayabilirsiniz.
Kararı Resmî Kaynakta GörüntüleBu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası